Analizde, yüksek faiz ortamı, finansman maliyetleri ve jeopolitik risklerin hem iç hem de dış talep üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği, bu nedenle sektör oyuncuları açısından satış hacminden çok verimlilik, maliyet kontrolü, fiyatlama disiplini ve marj yönetiminin öne çıktığı ifade edildi.
Analizde, 2026 yılının ilk yarısında Türkiye otomotiv sektörünün yüksek baz etkisinin büyük ölçüde normalleştiği, talep dinamiklerinin daha seçici hale geldiği ve elektrikli araç dönüşümünün hız kazandığı belirtildi. Özellikle yılın ikinci çeyreğinin sektörün yeni dinamiklerinin daha net hissedildiği bir dönem olduğu vurgulanırken, performansın artık hacim büyümesinden çok ürün karması ve kârlılık üzerinden şekillendiği kaydedildi.
Marbaş Menkul, sektörün önde gelen şirketlerinden Ford Otosan AŞ (FROTO), Tofaş Türk Otomobil Fabrikası AŞ (TOASO) ve Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret AŞ (DOAS)‘ın aynı makroekonomik koşullardan etkilenmesine rağmen farklı iş modelleri nedeniyle ayrıştığını belirtti. Buna göre, Ford Otosan’ın ihracat odaklı yapısı nedeniyle Avrupa ticari araç talebi, kapasite kullanımı ve elektrikli ticari araç dönüşümünün şirket açısından belirleyici olduğu ifade edilirken, Tofaş’ta model geçişleri ve ürün karmasının, Doğuş Otomotiv’de ise iç pazar talebi ile fiyatlama disiplininin ön plana çıktığı aktarıldı.
Raporda, küresel ölçekte yüksek faiz ortamı ve jeopolitik risklerin talep görünümünü baskılamayı sürdürdüğü belirtilerek, ABD, İran ve İsrail hattındaki gerilimlerin enflasyon beklentileri ve para politikaları üzerinde etkili olmaya devam ettiği ifade edildi. Bu durumun hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde faiz indirimlerinin gecikmesine neden olabileceği değerlendirilirken, küresel talepte güçlü bir toparlanmanın kısa vadede sınırlı kalabileceği kaydedildi.
Türkiye otomotiv pazarına ilişkin değerlendirmede ise ilk çeyrekte görece dirençli seyreden talebin ikinci çeyrekte zayıfladığı belirtildi. Haziran ayında toparlanma görülmesine rağmen yılın ilk altı ayında toplam otomotiv pazarının geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 8 daraldığına dikkat çekilen analizde, otomobil satışlarındaki gerilemenin hafif ticari araç segmentine göre daha belirgin olduğu ifade edildi.
Buna karşın ihracat tarafının sektörü desteklemeyi sürdürdüğü belirtilen raporda, Haziran ayında otomotiv ihracatının yıllık bazda artış gösterdiği, ticari araç ihracatının binek otomobillere göre daha güçlü performans sergilediği aktarıldı. Türkiye’nin hafif ticari araç ve otobüs üretiminde Avrupa’daki lider konumunu koruduğu, otomotiv yan sanayisinin de ihracata önemli katkı sağlamaya devam ettiği vurgulandı.
Marbaş Menkul analizinde elektrikli araç dönüşümüne de geniş yer verildi. Elektrikli ve hibrit araçların pazar payındaki artışın sürdüğü belirtilirken, dizel araçların payındaki gerilemenin yapısal bir değişime işaret ettiği ifade edildi. Elektrikli araç sayısındaki hızlı artışa paralel olarak şarj altyapısının da büyüdüğü, ancak araç parkındaki artış hızının şarj noktalarındaki genişlemenin üzerinde seyretmesi nedeniyle orta vadede altyapı yatırımlarının önemini koruyacağı değerlendirildi.
Avrupa otomotiv pazarında ise binek ve ticari araç satışlarında toparlanma eğiliminin devam ettiği belirtilirken, büyümenin ağırlıklı olarak elektrifikasyon dönüşümünden kaynaklandığı ifade edildi. Avrupa Birliği’nde elektrikli ve hibrit araçların pazar payını artırmayı sürdürdüğü, buna karşılık benzinli ve dizel araçların payındaki gerilemenin devam ettiği kaydedildi.
Analizde ayrıca Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” yaklaşımı doğrultusunda yerelleşmeyi destekleyen politikalarının tedarik zincirini yeniden şekillendirdiği belirtilirken, Türkiye’nin Gümrük Birliği avantajı sayesinde Avrupa’nın üretim ve tedarik zincirindeki stratejik konumunu koruduğu ifade edildi. Bununla birlikte yüksek enerji maliyetleri, Çinli üreticilerin artan rekabeti ve korumacı ticaret politikalarının Avrupa otomotiv sektöründe maliyet baskısını artırdığı değerlendirmesi yapıldı.
Küresel otomotiv sektöründe ise elektrifikasyon ve yazılım odaklı dönüşümün hız kazandığına dikkat çekilen raporda, Çinli üreticilerin küresel pazarlardaki büyümesini sürdürdüğü belirtildi. Üreticilerin artan maliyet baskıları karşısında kapasite optimizasyonu, stratejik ortaklıklar, platform paylaşımı ve tedarik zincirini çeşitlendirmeye yönelik adımlar attığı ifade edildi.
Marbaş Menkul, yılın ikinci yarısına ilişkin değerlendirmesinde ise faizlerde beklenen normalleşmenin petrol fiyatları ve enflasyon baskısı nedeniyle gecikebileceğini belirtti. Bu nedenle iç talepte beklenen canlanmanın sınırlı kalabileceği, Avrupa’da da ihracatı destekleyecek güçlü bir talep artışının öngörülmediği ifade edildi.
Analizde, şirketler açısından önümüzdeki dönemde fiyatlama disiplini, stok yönetimi ve operasyonel verimliliğin daha kritik hale geleceği belirtilerek, “2026 yılı hacim büyümesinden çok verimlilik ve maliyet yönetiminin öne çıktığı bir dönem olma eğilimindedir.” değerlendirmesine yer verildi. Ayrıca jeopolitik risklerin azalması, petrol fiyatlarının gerilemesi ve faizlerde gevşeme yaşanması halinde hem iç pazarda hem de küresel otomotiv talebinde daha güçlü bir toparlanmanın mümkün olabileceği ifade edildi.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 avrupanews.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.