Pusula Yatırım'ın raporuna göre Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell, Harvard Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın merkez bankası politikaları üzerindeki etkisinin temel olarak Amerikalıların enflasyon beklentilerine bağlı olduğunu ifade etti.
Raporda şunlar kaydedildi:
"Brent petrolün varil başına 116 doları aşması ve Hürmüz Boğazı'ndaki abluka nedeniyle plastik ile gübre fiyatlarının tırmanmasıyla tüketici güveni bu ay yüzde 6 oranında gerilerken, Powell para politikasının gecikmeli etkileri sebebiyle kısa vadeli enerji şoklarına karşı faiz oranlarını sabit tutma eğiliminde olduklarının sinyalini vermiştir. Ancak beşinci yılına giren yüksek enflasyon ortamında, Michigan Üniversitesi anketlerine yansıyan artan kısa vadeli beklentilerin uzun vadeli güveni sarsması durumunda, Wall Street analistlerinin öngördüğü olası faiz artışlarının gündeme gelebileceği belirtilmektedir. Fed, bir yandan küresel fiyat şoklarıyla mücadele ederken diğer yandan hassas durumdaki iş gücü piyasasını korumak arasında zorlu bir denge kurmaya çalışmakta, savaşın süresi ve kapsamının bu ekonomik belirsizliğin temel belirleyicisi olduğu vurgulanmaktadır.
New York Fed Başkanı John C. Williams, Staten Island'da yaptığı konuşmada, ABD
ekonomisinin Orta Doğu’daki çatışmalar ve gümrük tarifelerinin yarattığı belirsizliklere
rağmen dirençli bir duruş sergilediğini belirtmiştir. İş gücü piyasasında işsizlik oranının yüzde 4,3 ile yüzde 4,5 bandında stabilize olduğunu ancak düşük işe alım oranları nedeniyle hanehalkı beklentilerinde zayıflama görüldüğünü ifade eden Williams, enflasyonun tarife etkileri ve enerji fiyatlarındaki artışla şu an yüzde 3 civarında seyrettiğini vurgulamıştır. Mevcut para politikası duruşunun riskleri dengelemek için uygun konumda olduğunu savunan Williams, 2026 yılı için büyüme tahminini yüzde 2,5, enflasyon beklentisini ise yüzde 2,75 olarak paylaşırken, uzun vadeli yüzde 2'lik enflasyon hedefine 2027 yılında ulaşılacağını öngörmektedir. Orta Doğu kaynaklı arz şoklarının ekonomik aktiviteyi baskılama riski bulunsa da çekirdek enflasyonun olumlu yönde ilerlemesi ve enflasyon beklentilerinin kontrol altında olması Fed'in temkinli iyimserliğini korumasını sağlamaktadır.
Almanya’da mart ayı enflasyon verileri, Orta Doğu'daki savaşın beşinci haftasına girmesi ve
Hürmüz Boğazı'ndaki abluka nedeniyle yükselen enerji maliyetlerinin etkisiyle yıllık yüzde 2,7'ye, Avrupa uyumlu ölçümlere göre ise yüzde 2,8'e tırmanarak son iki yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Mevcut akaryakıt fiyatlarının yıl sonuna kadar korunması durumunda tüketicilerin alım gücü kaybının 2022 krizini bile geride bırakabileceği öngörülürken çekirdek enflasyonun yüzde 2,5, hizmet enflasyonunun ise yüzde 3,2 seviyesinde sabit kalması, şokun şimdilik enerji odaklı ve "geçici" bir nitelik taşıdığını göstermektedir. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) 2022'deki gecikmiş müdahale hatasına düşmemek için şahin bir tutum sergilemeye başladığı ve piyasaların bu yıl için dört faiz artışını fiyatladığı bu dönemde hanehalkı bütçelerindeki daralmanın enerji maliyetlerinin ekonominin geneline yayılmasını sınırlayabileceği düşünülmektedir. ECB'nin faiz artırım kararı alması için manşet enflasyonun yüzde 4'ü, çekirdek enflasyonun ise yüzde 3'ü aşması gibi kritik eşiklerin takibi sürerken, Hürmüz Boğazı'nın Haziran ayına kadar yeniden açılması durumunda mevcut baskının azalacağı tahmin edilmektedir."
© Copyright 2026 avrupanews.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.